KALİTEDEN ASLA ÖDÜN VERİLMEYECEKDİR

sağlık haberleri

KALİTEDEN ASLA ÖDÜN VERİLMEYECEKDİR

Image Hosted by ImageShack.us
NTV - Sağlık Haberleri




ANA MENÜ

Kategoriler

* Ana Sayfa
* Arşiv

Su, sağlık ve güzellik kaynağı !

Su, sağlık ve güzellik kaynağı !
Su aç karnına içildiğinde organizmayı zararlı toksinlerden arındırıyor..
19 Şubat 2007 11:39

Selülitin oluşumunun önlenmesinde önemli rol oynayan su, zayıflamaya yardımcı oluyor, besin maddeleri ve oksijeni taşıyarak organ ve dokuları koruyor.

Devlet Su İşleri Vakfının internet sitesi olan “www.dsivakfi.org.tr” adresinde, hayat kaynağı suyun faydaları anlatılıyor.

Sağlığın korunması ve canlılığın sürdürülebilmesi için gerekli en önemli maddenin su olduğunun vurgulandığı sitede, vücudun yüzde 55-75’lik kısmını suyun oluşturduğu, suyun metabolizmanın düzenlenmesinde ve vücuttaki tüm reaksiyonlarda görevli olduğu belirtiliyor.

Gün boyu içilecek 2 litre suyun, enerji oluşumunu artıracağı ve zayıflamaya yardımcı olacağı, besin maddeleri ve oksijeni taşıyarak organ ve dokuları koruyacağının bildirildiği sitede, şu bilgiler yer alıyor:
“Aç karnına içilen su, organizmayı zararlı toksin maddelerden arındırıyor. Bağışıklık sisteminin görevini yapabilmesi için su gerekiyor. Bu özelliği ile zinde ve dinç kalmada yardımcı oluyor. Cildin nem ve elastikiyetinin düzenlenmesinde rol oynayan su, kadınların korkulu rüyası haline gelen selülit oluşumunun önlenmesinde ilk sırayı alıyor. Su, emziren kadınlarda, süt üretimini artırıyor.”

Sıcak havalarda vücut sıcaklığını düzenleyici olarak çalışan suyun gün içinde 10-12 bardak tüketilmesi, su içmek için susamanın beklememesi gerektiği vurgulanıyor.

Su miktarında azalma oldukça, vücutta depolanan yağ miktarının artmaya başlayacağının ifade edildiği sitede, şunlar kaydediliyor:
“Vücut özellikle geceleri su almadığı için, sabahları uyanınca hemen bir bardak su içilmesi gerekiyor. Öğlen ve akşam yemeklerinden önce içilecek bir bardak su, iştahı bastırıp, mideyi dolduruyor ve sindirime iyi geliyor. Spor yapmadan önce içilen bir bardak su da yine metabolizmayı çalıştırırken, kas glikojeninin tükenmesinin önüne geçiyor. İdrarla zararlı maddelerin atılmasını sağlayan su, tükürük ve mide salgısında bulunarak, besinlerin sindirilmesinde görev alıyor. Hücre ve kas dokularını güçlendiriyor. Zararlı maddeleri dokulardan uzaklaştıran su, cildi gerginleştirip, parlaklık kazandırıyor

Tarih: 14:35, 19/2/2007 Kategori: saglik bilgisi
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

Türkiye prezervatif kullanmıyor mu?

Türkiye prezervatif kullanmıyor mu?
Hürriyet gazetesi yazarı Mehmet Yılmaz, dizilerde birer birer hamile kalan oyuncuları yazdı.
30 Ocak 2007 10:19

“Herkes hamile kalıyor babaların haberi yok” diyen Yılmaz kimi göreve davet etti? Türkiye doğum kontrolününden bi haber mi?

Sanat, yaşamı taklit mi ediyor?

Televizyon dizilerini izliyorsanız ortaya çıkan son duruma bakarak, Türkiye’de doğum kontrol yöntemlerinden kimsenin haberdar olmadığına ve daha da kötüsü erkeklerin, kadınların hamilelikleriyle ilgili bilgilerinin son derece sınırlı olduğuna karar verebilirsiniz.

Benim sayabildiğim kadarıyla şu anda 7 dizide kızlar hamile! Ve hiçbir "baba" durumdan haberdar değil!

Ihlamurlar Altında dizisinde Filiz hamile, Yılmaz bunu bilmiyor.

Geniş Zamanlar’da Zehra hamile, Ahmet’in haberi yok.

Sıla hamile, Boran Ağa farkında değil.

Beyaz Gelincik’te Ceren’in hamileliği Ömer’den saklanıyor.

Bebeğim’de taşıyıcı annenin hamile olduğundan kocası habersiz.

Hayatım Sana Feda’da Irina doğuracak, Tamer Karadağlı uyuyor.

Yaprak Dökümü’nde Ferhunde hamile, Şevket baba olacağını hálá anlayamadı!

Eminim atladığım bir iki dizi daha vardır; ama bunun sorumlusu ben değilim.

Ama sonuç değişmiyor: Doğum kontrolünden kimsenin haberi yok, erkekler de hamile bıraktıkları kadınla o kadar ilgililer ki hamile olduğunu bile anlayamıyorlar!

Belli ki dizi senaristlerinin aklına izleyiciyi dizilere bağlayacak gerilimi yaratmak için başka bir konu gelmiyor.

Aristo, "sanat, yaşamı taklit eder" demiş, duymuş olmalısınız.

Eğer bu önerme doğruysa Sağlık Bakanlığı’nın vakit geçirmeden bir doğum kontrolü kampanyasına başlamasında yarar var.

Tarih: 12:19, 30/1/2007 Kategori: saglik bilgisi
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

Soğuk havada spor öldürebilir

Soğuk havada spor öldürebilir
Soğuk havada yapılan spor, gerekli tedbirler alınmadığında ölüme bile neden olabiliyor.
25 Ocak 2007 09:40

İnsanın, soğuk havaya uyum yeteneğinin sınırlı olduğunu belirten uzmanlara göre, sağ kalmak için vücut sıcaklığının 24 ile 40.5 derece gibi dar bir aralıkta bulunması gerekiyor. Soğuğa maruz kalındığında ise kas kasılması zayıflayıyor, sinir iletim hızı azalıyor ve ciddi sağlık sorunları ortaya çıkabiliyor.

Soğuk havaya uyum yeteneğinin sportif etkinliklerde daha da azaldığını belirten Spor Hekimi Aylin Çeçen Aksu, “Soğuğa maruz kalındığında vücut iki ayrı bölümden oluşmuş gibi davranır. Kalp, akciğer, karaciğer ve diğer iç organlardan oluşan çekirdek bölümü ve cilt, kaslar, kollar ve bacaklardan oluşan kabuk bölümü. Soğuğa maruz kalındığında kas kasılması zayıflar, yavaşlar ve sinir iletim hızı azalır. Bu değişiklikler ise hem sportif performansın bozulmasına hem de ciddi sorunlara denen olur” dedi.

SOĞUKTA EGZERSİZ YAPARKEN OLUŞABİLECEK SORUNLAR

Dr. Çeçen, performans düşüklüğü, kas, tendon ve bağ yaralanması riskinde artma, soğuk yanığı ve donmanın soğuk havada spor yaparken gelişebilecek sorunların başında geldiğini ifade etti. “Bu sorunlar, kayak, sürat pateni, bisiklet, kros, futbol gibi dış ortam sporlarında kulak, burun, el ve ayak parmakları gibi bölgelerde daha çok meydana gelir. Vücut sıcaklığı 37-35,6 derece olduğunda titreme, karmaşık hareketleri gerçekleştirmede güçlük yaşanır. Vücut sıcaklığı 35-32,8 derece olduğunda yine titreme, konuşma bozukluğu, hafıza kaybı olur.

SOĞUK HAVADA SPOR ÖLÜME NEDEN OLABİLİR

Vücut sıcaklığının 32,4-30 dereceye düştüğünde titremenin durduğunu, kasların katılaşıp duyu organlarının hissizleştiğini belirten Çeçen, soğukta egzersizle gelişebilecek sorunları şu şekilde sürdürdü. “Vücut ısısı 29,8-27 derece olduğunda ise koma hali gelişir ve refleks kaybı, kalpte atrial fibrilasyon gibi sorunlar oluşur. Vücut sıcaklığı 25,6 derecenin altına indiğinde akciğer ödemi, kalpte ventriküler fibrilasyon ve ölüm gerçekleşebilir. Yine Reynaud sendromu denilen ve parmaklarda önce solma ardından kızarıklıkla seyreden bir kılcal damar sorunu gelişir. Kuru ve soğuk havada yapılan şiddetli egzersiz, yatkın bünyelerde astım atağını da tetikleyebilir.”

SOĞUKTA EGZERSİZ YAPARKEN DİKKAT EDİLECEK NOKTALAR

Çeçen, soğuk havada egzersiz yapanların dikkat etmeleri gereken noktaları ise şu şekilde sıraladı. “Düzenli ve sık aralıklarla tüketilen besleyiciliği yüksek ana ve ara öğünler glikojen ve yağ depolarını koruyarak ısı üretimine yakıt sağlar. Isı kaybını azaltmak içen ince giyeceklerin çok katmanlı olarak üst üste giyilmesini öneririm. Islanınca ısı yalıtma özelliğini yitirmeyen yün, yün sentetik karışımlar ve polipropilen gibi materyaller uygun olur. Pamuklu giyeceklerin ıslanınca ısı yalıtma özelliğini yitirdiği unutulmamalı, rüzgardan korunmak için de rüzgar geçirmeyen pantolon ve büzülebilir kapüşonlu bir üst giyilmeli. Özellikle yüz, kulaklar, eller ve ayak parmakları kayak tipi bere, eldiven ve dışta yün içte polipropilen çift çorapla korunmalı.”

Dr. Çeçen’e göre, hava koşulları çok kötüleştiyse antrenman ertelenmeli veya iptal edilmeli ve sıcaklık 0 derece civarında iken rüzgarla birlikte yağmur veya kar yağışı, antrenmanın iptal edeni olmalı.

Tarih: 00:55, 30/1/2007 Kategori: saglik bilgisi
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

SAĞLIK BİLGİLERİ EĞİTİCİ

G-string'le gelen tehlike
Bayanlar dikkat, g-string kısır kalmanıza sebep olabilir...
29 Aralık 2006 16:10

Prof. Dr. Aydın Arıcı, “Gerçi g-string’in eşinizin üretkenliğini artıracağı kesin. Ama sizinkini etkileyebilir. Etkilemese bile hastalıklara neden olup keyfinizi kaçırabilir“ diyor

Gündelik hayatımızdaki çok küçük ayrıntılar, bazen soyumuzu sürdürmeyi bile engelleyebilir. Mesela kadınlar için seksiliğin sembolü haline gelen şu g-string... Seksi olmasına seksi, ama bazen seksin gerçek işlevini, yani üremeyi engelleyebiliyor. Nasıl mı? Bir kere yapısı gergin! Kumaşında da naylon bulunduğundan, kadın genital organında hijyenik olmayan nemli bir ortam yaratıyor. İnceliği nedeniyle tahrişe sebep oluyor. Anadolu Sağlık Merkezi Kadın Sağlığı Bölüm Başkanı Prof. Dr. Aydın Arıcı, “Eğer ki seksapeliteniz g-stringsiz olmaz diye düşünüyorsanız, en azından pamuklu kumaştan olanları tercih edin” diyor. Zira pamuklu olanı daha az nemli bir ortama neden oluyor. Şakayla karışık bir noktaya daha dikkat çekiyor Prof. Arıcı. “Gerçi g-string’in eşinizin üretkenliğini artıracağı kesin. Ama sizinkini etkileyebilir. Etkilemese bile hastalıklara neden olup keyfinizi kaçırabilir” diyor.

EN AZINDAN PAMUKLUSUNU GİYİN
Hocam dünkü yazımızda kimyasal ilaçların ve radyasyonun kadında kısırlığa sebep olabildiğini söylemiştiniz. Bir de dar pantolon giymeyin derler. Gerçekten de etki eder mi?

Dar pantolon giymenin kadında üretkenlik açısından fazla etkisi yoktur. Sadece çok dar pantolon giyilirse, nemli ortam yarattığı için mantara sebep olur. Bu yüzden kadınlara naylon iç çamaşırı tavsiye etmeyiz, dokuların nefes alıp verebilmesi için...

Biliyorsunuz, kadınlar artık doğru düzgün iç çamaşırı bile giymiyor. G-string’i tercih ediyorlar. Onun zararı var mı?

Muhakkak ki var. Kadınların çekici olmak için bu işkenceye katlanmalarını benim de aklım almıyor. Üstelik hiç de sağlıklı bir giysi değil.

Neden?
(Gülüyor) Şimdi aslında birçok erkek memnun bu iç çamaşırından. Belki bu açıdan bakıldığında üretkenliği de artırıyor. Ama sağlık açısından, muhakkak tahrişe sebebiyet verebiliyor. Bu yüzden hiç olmazsa g-string’lerin de pamuktan olanlarını tavsiye ediyoruz. Bir de, bizim konumuz değil ama g-string’i dış hemoroiti olan kadınlara kesinlikle tavsiye etmiyoruz.

Sadece hemoroiti olanlara mı tavsiye etmiyorsunuz?
Hayır... Aslında bilimsel olarak zararı tam olarak ispatlanmış değil. Ama sürekli tahriş enfeksiyonlara yol açabilir. Enfeksiyon da eğer tedavi edilmezse içerlere kadar gidebilir...
 
 
Güzel kalçaların sırrı !
Dişiliğin sembolü kalçalar için yapmanız gereken tek şey biraz zaman ayırmak...
03 Ocak 2007 17:41

Küçük, dar ve sıkı kalçalar... Kadın vücudunun en çok ilgi çeken bölgelerinden olan kalçaların biçimli olması aslında bir hâyâl değil. Biraz özen, bakım ve egzersiz kalçalarınızın forma girmesinde ve seksi bir görünüm almasında son derece etkili olabiliyor. Dişiliğin sembolü kalçalar için yapmanız gereken tek şey biraz zaman ayırmak ve gayret göstermek.

Bildiğiniz gibi suyun sağlığımız üzerindeki yararları saymakla bitmiyor. Suyun cilt ve sindirim sistemi üzerinde olumlu etkileri olan suyu asla ihmal etmeyin. Günde 13 bardak su içmeyi alışkanlık haline getirin.

Sıkı ve biçimli kalçalara sahip olmak için bu bölgedeki kaslarınızı çalıştırmanız şart. Bunun için en ideal hareket şudur: Yere sırt üstü uzanarak kalçanızı 10 kere kaldırıp indirin. Daha sonra yukarıda 10 saniye kadar tutun. Bu hareketi 4 kez tekrarlayın. Bunun dışında yüzme, yürüyüş özellikle de bisiklete binmek de kalçalar için önerilen egzersizler arasında yer alıyor.

Masaj kalçalar için de çok yararlı. Piyasada satılan masaj aletleri ile yapabileceğiniz gibi suyla da masaj yapabilirsiniz. Özellikle soğuk suyun basıncı kalçalarınızın sıkılaşması için ideal.

Tuzdan ve çok tuzlu yiyeceklerden uzak durun.

Özellikle masa başında oturarak iş yapan kadınların büyük bölümünde alınan kilolar kalça bölgesine gidiyor ve zamanla dolgun kalçalar ortaya çıkıyor. Bu nedenle gün boyu hareketsiz kalmayın. Ofisiniz üst katlarda ise asansör yerine merdivenleri kullanın.

Yürüyebileceğiniz mesafeler için arabanıza ya da toplu taşıma araçlarına binmeyin.


Tarih: 00:37, 30/1/2007 Kategori: saglik bilgisi
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

EĞİTİCİ SAĞLIK BİLGİLERİ

Boy babaya, kilo anneye


Kısa ya da şişman olup, bu durumun nedenlerini merak edenlere İngiliz bilimadamlarından yanıt geldi. Uzmanlar, iki yıldır devam eden bir araştırmada elde ettikleri bilgiler ışığında, “kısaysanız babanızı, şişmansanız annenizi suçlayın” diyor

 

Araştırmalar babanın kilosunun çocuğun kilosunu belirlemekte pek bir etkisi olmadığını ortaya çıkardı. Ancak uzun boylu babaların çocuklarının da boylarının uzun olduğu belirlendi. Çocukların boylarının uzun olmasında doğumdan sonraki çevresel faktörler ve beslenme etkili olduğu kadar babanın boyunun uzun ya da kısa olması da belirleyici oluyor.

Bir çocuğun doğum kilosunu ya da doğumdan sonra vücudundaki yağ oranını etkileyenler arasında ise annenin kilosunun önemli bir payı var.

Uzmanlar bu durumun şişman ya da zayıf annenin rahim ortamındaki farklılıktan kaynaklandığını belirtiyor. Şişman annelerin kanındaki şeker oranının da daha yüksek olduğu, anne karnındayken bu durumdan etkilenen bebeklerin doğum kilosunun ve ileriki yaşlardaki kilosunun daha yüksek olduğu belirtiliyor


Tarih: 01:28, 17/12/2006 Kategori: saglik bilgisi
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

<- | Sonraki Sayfa ->



M.M.S